Ana içeriğe atla

Nitelikli

I missed it

The river inside me once surged with unyielding force its waters wild and restless, breaking through every dam I reacted with the fury of storms, with the tenderness of melting ice I was a flame that burned too bright, too loud, mad with feeling, dizzy with the chaos of love and pain Every moment was a tempest I trembled, I laughed, I wept without shame I lived inside the very edges of madness, because to feel less was unthinkable But that river has run dry not by choice, not by will, but by countless silences swallowed whole, by countless touches that never reached, by countless words that turned away The warmth was squeezed out slowly like light fading through cracked glass and what remains is the cold stillness of stone There is no longer a storm inside me, no eruption, no thunder, even the smallest joys fall like rain on dust, unable to awaken what has been sealed away Love too has become a ghost, a distant echo barely remembered, not because it was lost but because it was never tr...

Kayboldum?

İnsan kendini kaybedebilir. Tekrar bulabilir. Asla bulamayabilir. Yolculuktan mıdır bilmem taşlı yolların güzelliğine kapılanların bu kadar fazla olması. Yoksa ayakların acırken bile gitmek istediğin hedefe mi bu kadar bağlısın? Belki de sadece kaybolurken kaçarsın. Varolmak bu kadar acı verir mi insana? Sorgulamadan duramazsın. Kimliğini kaybeden her insanın aklında beliren o görüntüler gibi kendini görmek istediğin aynalar. Yansımandan çıkan ışık mı sana yol gösterecek? Yoksa zaten o ışıkta mı kör olduğunu fark edeceksin? İnsanı kör eden onca güzel renk arasından ben siyahın beni kör etmesine izin verdim. Kaybolduğum bu girdap içinde en çok da kendimi bulamamayı yeğledim. Yemekten, sudan kesildim ama bi hayatımı hayatımdan kesemedim. Çaresizlik miydi bunun adı yoksa kurtuluşa giderkenki taşlar mı karar veremedim. Yol bana güzel değildi hiçbir zaman. Yoldan kaçmayı da çok istedim. İstedim, istedim ama hiçbirinde başaramadım. Adım atmaya korktuklarıma yenildim. Hayatı korkusuzca yaşadığımı savurunurken aslında ne kadar korkak olduğumu gizledim. Cesaret edemediklerim, susmadan söylemediklerim, adım atıp yapamadıklarım avladı beni. Bir çift güzel sözüme kanacak kadar aptal değildim belki ama kanmayı da ben istedim. Kendi adıma verdiğim kararlardan geri dururken kaçırdıklarıma küfretmemeyi öğrendim. Benim suçumdu hepsi. Benim korkaklığım. Yüzleşemediğim yüzümle ne alıp veremediğim vardı? Kendimden kaçmak bu kadar kolay mıydı? Kaçtıkça yoruldum, koştukça düştüm, canım yandı çoğu kez ama durup yüzleşemedim gerçeklerle. Dedim ya kaybolunan bir girdap bu. Karadelik gibi içine çekerken seni sanki rahat bir uykudaymışsın gibi hissettiriyor. Melankoli gerçekten bu kadar güzel bir yer mi? 

Yorumlar