Ana içeriğe atla

Nitelikli

I missed it

The river inside me once surged with unyielding force its waters wild and restless, breaking through every dam I reacted with the fury of storms, with the tenderness of melting ice I was a flame that burned too bright, too loud, mad with feeling, dizzy with the chaos of love and pain Every moment was a tempest I trembled, I laughed, I wept without shame I lived inside the very edges of madness, because to feel less was unthinkable But that river has run dry not by choice, not by will, but by countless silences swallowed whole, by countless touches that never reached, by countless words that turned away The warmth was squeezed out slowly like light fading through cracked glass and what remains is the cold stillness of stone There is no longer a storm inside me, no eruption, no thunder, even the smallest joys fall like rain on dust, unable to awaken what has been sealed away Love too has become a ghost, a distant echo barely remembered, not because it was lost but because it was never tr...

Ayna

Hiç aynaya baktığınızda tamamen farklı birisini görüyormuş gibi hissediyor musunuz? İçinizdeki bir şeyleri değiştirmeye çalışırken boyadığınız saçlarınız veya yaptırdığınız piercingler yüzünden değişen dış görünüşünüzden bahsetmiyorum. Aynadaki insanın gözlerinin içine bakınca orada ruh olmamasından bahsediyorum. Sanki o göz bebekleri koskacaman bir boşluğa açılıyor da gözler ruhun aynasıdır cümlesini tamamen yarı yolda bırakıyor gibi. Yüzünüzde gezdirdiğiniz elleriniz yansımadan bir başkasına dokunurken gerçekten kim bu diye sorguladığınız uzun saatleri.


Her gün aynaya bakarsan insanların seni gördüğü gibi göremezsin kendini derler. Bilimsel olarak da ruhsal olarak da doğrudur bu. Ayna seni sana yansıtır ve sana gösterdiğini başkasına göstermez. En çok orada beğenirsin kendini, belki orada kendine en iyi motivasyonunu verirsin, orada bağırarak ağlarsın. Aynada gördüğün sen, senin en içten versiyonundur. Ama ben artık aynadaki görüntümü tanımıyorum. Oradaki insan tamamen yabancı bana. Gözleri boş, mimikleri farklı,  saçları değişmiş, kilo vermiş biraz da. Dış görünüş değişir biliyorum. Yine de tanımıyorum. İyi hissettirmiyor beni. Midemi bulandırıyor. Yaptığım hareketleri bile tam kopyalayamıyor. Küçük bir çocuğa öğretir gibi öğretiyorum hislerimi ona. Küçük kötü kalpli bir çocuğa öğretir gibi. Hissetmiyor mu bana bakınca? En azından benim gibi yabancılık belki?

Sorgularcasına bakıyorum ona; o boş, ruhsuz gözlerine. Saatlerce derinlerinde arasam bile anlam bulamam kalbinde. O beni sorgulamıyor, içine çekiyor. Kendi yabancılaşmış dünyasına davet ediyor. Sanki kocaman karanlık bir havuza düşürmeye çalışır gibi. Kimliğimi sorgulatıyor, zevklerimi. O bir ayna. Kendimi görmem lazım. Benim gördüğüm bu yabancı kim?

Not: Bu yazının ana konusu ayna değildir. Gerçekten bulan olursa bana yazsın. (Gözler asla yalan söylemez.)

Yorumlar

Popüler Yayınlar