Nitelikli
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
Nefret perspektifi
İçinde atamadığı nefretin her an onu yediğini farkındaydı. Hayata karşı barındırdığı bu acımasız duyguyu nereden edindiğini çok iyi biliyordu. Etrafındaki ve kafasındaki seslerden kaçamadığı için kendini çektiği yalnızlık onu en sonunda parçalayacaktı. Bu hale nasıl geldiğini düşündü, kendinden nasıl nefret ettiğini. İlk doğduğu andan itibarenki sevilmeyişinin hayatının geri kalanında kalbinin parçalarını teker teker söküşünü izleteceğini fark edememişti. Çevresine bakındı, onlarca mutlu görünen insan ve diğerleri. Kendini nasıl böyle soyutlayabilirdi ki? İç huzuru yakaladığını düşündüğü her saniye aslında kendi nefretine yeniliyordu. Bu nefret öyle bir nefretti ki onun hayatındaki her şeyde önemli rolleri ondan çalarak mutluluğunu elinden alıyordu. Korkan insan her şeyden kaçar mıydı? Sanırım bunun cevabını öğrenmek için çok geç olacağı o zaman, yaptıkları daha doğrusu yapamayıp kaçtıkları onu bir ruh misali avlayacaktı. Bütün evrenden nefret etse de insan, kendinden ettiği nefret kadar etkileyemezdi hiçbir şey onu. Sahi, insan kendinden nefret ettiğini anlayabilir miydi? Yoksa başından itibaren onu yiyen o kocaman belirsiz duyguyu anlaması kaçırdığı şeylere mâl olurken içten içe içinde ağlayan çocuğun göz yaşları arasında kaybolup gidecek miydi? Kendi kendine nasıl yenilebildi diye sordu biri onu izlerken. O kendine yenilmedi o kendini hiç kabullenemedi...
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
Yorumlar
Yorum Gönder