Ana içeriğe atla

Nitelikli

I missed it

The river inside me once surged with unyielding force its waters wild and restless, breaking through every dam I reacted with the fury of storms, with the tenderness of melting ice I was a flame that burned too bright, too loud, mad with feeling, dizzy with the chaos of love and pain Every moment was a tempest I trembled, I laughed, I wept without shame I lived inside the very edges of madness, because to feel less was unthinkable But that river has run dry not by choice, not by will, but by countless silences swallowed whole, by countless touches that never reached, by countless words that turned away The warmth was squeezed out slowly like light fading through cracked glass and what remains is the cold stillness of stone There is no longer a storm inside me, no eruption, no thunder, even the smallest joys fall like rain on dust, unable to awaken what has been sealed away Love too has become a ghost, a distant echo barely remembered, not because it was lost but because it was never tr...

Nefret perspektifi

İçinde atamadığı nefretin her an onu yediğini farkındaydı. Hayata karşı barındırdığı bu acımasız duyguyu nereden edindiğini çok iyi biliyordu. Etrafındaki ve kafasındaki seslerden kaçamadığı için kendini çektiği yalnızlık onu en sonunda parçalayacaktı. Bu hale nasıl geldiğini düşündü, kendinden nasıl nefret ettiğini. İlk doğduğu andan itibarenki sevilmeyişinin hayatının geri kalanında kalbinin parçalarını teker teker söküşünü izleteceğini fark edememişti. Çevresine bakındı, onlarca mutlu görünen insan ve diğerleri. Kendini nasıl böyle soyutlayabilirdi ki? İç huzuru yakaladığını düşündüğü her saniye aslında kendi nefretine yeniliyordu. Bu nefret öyle bir nefretti ki onun hayatındaki her şeyde önemli rolleri ondan çalarak mutluluğunu elinden alıyordu. Korkan insan her şeyden kaçar mıydı? Sanırım bunun cevabını öğrenmek için çok geç olacağı o zaman, yaptıkları daha doğrusu yapamayıp kaçtıkları onu bir ruh misali avlayacaktı. Bütün evrenden nefret etse de insan, kendinden ettiği nefret kadar etkileyemezdi hiçbir şey onu. Sahi, insan kendinden nefret ettiğini anlayabilir miydi? Yoksa başından itibaren onu yiyen o kocaman belirsiz duyguyu anlaması kaçırdığı şeylere mâl olurken içten içe içinde ağlayan çocuğun göz yaşları arasında kaybolup gidecek miydi? Kendi kendine nasıl yenilebildi diye sordu biri onu izlerken. O kendine yenilmedi o kendini hiç kabullenemedi...


Yorumlar

Popüler Yayınlar