Ana içeriğe atla

Nitelikli

I missed it

The river inside me once surged with unyielding force its waters wild and restless, breaking through every dam I reacted with the fury of storms, with the tenderness of melting ice I was a flame that burned too bright, too loud, mad with feeling, dizzy with the chaos of love and pain Every moment was a tempest I trembled, I laughed, I wept without shame I lived inside the very edges of madness, because to feel less was unthinkable But that river has run dry not by choice, not by will, but by countless silences swallowed whole, by countless touches that never reached, by countless words that turned away The warmth was squeezed out slowly like light fading through cracked glass and what remains is the cold stillness of stone There is no longer a storm inside me, no eruption, no thunder, even the smallest joys fall like rain on dust, unable to awaken what has been sealed away Love too has become a ghost, a distant echo barely remembered, not because it was lost but because it was never tr...

Güç

Erkekler ve güç takıntıları

Ataerkilliğin getirdiği bir şey olması en büyük sebebi midir bilmem erkeklerde çok büyük bir güç takıntısı vardır. Kendilerine karşı ve karşılarındaki kişilere karşı. Başarısız olmayı, yenilmeyi ve özellikle bunları birine anlatabilmeyi kendilerine yedirmekte çok zorlanırlar. Dünyayla Benim Aramda'nın ilk bölümü çıktı, daha bugün izleyebildim ve direkt ilk bölümde ilişkilerindeki başlıca sorunun iletişimsizlik olduğunu gördüm. Bu iletişimsizlik iki tarafın birbirini sevmemesinden kaynaklı değildi, erkeğin yaşadığı zorlukları anlatmasının aslında güçsüz görünmesine yol açacağını düşünmesiydi. Tolga, bu güçsüzlük olayı yüzünden İlkin'in onu anlamayacağını düşündüğü için onunla konuşmaktan kaçıyor, aslında ilişkide olmanın en güzel yanı bu değil midir? Bizi olduğumuz gibi kabul edecek ve her şeyimizde bizim yanımızda olacak birinin olmasının güzelliği vardır ki bu illa sevgili, eş de değildir, arkadaşlık ilişkileri için de geçerlidir. (Dizi üzerinden yazdığımdan dolayı eş bakımından ele almam gerekiyor konuyu orası ayrı.) İlkin, Tolga onunla sorunlarını paylaşmadığı için aralarında bir sıkıntı var sanarken; Tolga kendi sıkıntıları yüzünden onun aslında "gözünden düşmemek" için İlkin ile konuşmaz. Peki gerçekten konuşsa gözün düşer mi? Destek almanın insanı hafifletmesi gerekirken erkeler niye yapamıyor? 

(Sorunlarını kendi başlarına aşmaları gerektiğini düşünmeleri yalnız oldukları anlamına gelmiyor. Lakin insanları iterlerse ve kabul etmezlerse yalnız olmaktan başka bir çareleri kalmaz. Kendilerini yalnızlaştırıyor erkekler.)

Kadınların duygusal varlıklar olduğu inkar edilemez, biz sevdiğimiz insana destek sağlarız. Onu dinler, anlamaya çalışır, sorunlarını beraber çözmek için çözüm üretmek isteriz. Bizimle paylaşılsın isteriz. Bu hem karşımızdaki kişiye verdiğimiz değerden hem de kendimize verilmesini istediğimiz değerden kaynaklıdır. Erkekler ise daha mantıksaldır. Dinler ve direkt çözüm üretirler. İş kendilerine gelince de içlerine kapanır ve çok çaresiz oldukları o noktaya dek yardım isteme düşüncesini akıllarından bile geçirmezler. Güçsüz görünmek istemezler ama bu güç dedikleri şey nedir ki aslında? Tek başlarına bir şey yapabilme becerisi midir? Tüm problemleri göğüsleyebilecek olmaları mıdır? Peki bu güç takıntıları yüzünden kaybettikleri onlarca insanı, duyguyu geri getiremediklerinde de kendilerini yine aynı şekilde güçsüz hissediyorlar mıdır? 

Tüm insanlık için soruyorum aslında birine kendini açabilmek, birinden yardım isteyebilmek asıl güç değil midir?

Dipnot: Bunu yapan kadınlar da var. Ben diziyi izlememden kaynaklı ve tema bu olduğu için erkek kısmını yazmak istedim

Yorumlar

Popüler Yayınlar