Ana içeriğe atla

Nitelikli

I missed it

The river inside me once surged with unyielding force its waters wild and restless, breaking through every dam I reacted with the fury of storms, with the tenderness of melting ice I was a flame that burned too bright, too loud, mad with feeling, dizzy with the chaos of love and pain Every moment was a tempest I trembled, I laughed, I wept without shame I lived inside the very edges of madness, because to feel less was unthinkable But that river has run dry not by choice, not by will, but by countless silences swallowed whole, by countless touches that never reached, by countless words that turned away The warmth was squeezed out slowly like light fading through cracked glass and what remains is the cold stillness of stone There is no longer a storm inside me, no eruption, no thunder, even the smallest joys fall like rain on dust, unable to awaken what has been sealed away Love too has become a ghost, a distant echo barely remembered, not because it was lost but because it was never tr...

Parça güzelliği mi yoksa bütün güzelliği mi önemlidir?

 Her bir parçası birbirinden güzel bir eser düşünelim. Detayları, renkleri, işleniş biçimleri kusursuz olsun. Baktıkça sizi içine çeksin, gözleriniz kamaşşın. Her seferinde farklı duygular hissettirsin ama uzaklaşınca ve bütününe bakınca aslında ne kadar kötü olduğunu fark edin. Hala beğenmeye devam eder miydiniz? Hala baktığınızda farklı duygular hissettirmeye devam eder miydi size?

 İkinci olarak da bütünü çok güzel olan bir eser düşünelim. Uzaktan baktıkça bakasınız geliyor. Yine düşüyorsunuz içine ama sadece uzaktan, sadece bütününe. Detaylarını umursamıyorsunuz çünkü incelemeyi hatırlayamıyorsunuz bile. Tam tersini düşünmenizi istediğimden dolayı; yaklaşır mıydınız bu esere, parçalarının çirkin olduğunu bile bile? Yoksa uzaktan mı sevmeye devam ederdiniz? İlk durum için de düşünürsek, uzaklaşır mıydınız ondan, kaçar mıydınız detaylarından?

 Parça güzelliği mi daha önemlidir yoksa bütünün güzelliği mi? Hayatta küçük anların değeri mi daha fazladır yoksa hayatın tamamı mı? Bir insanın özellikleri sevilebilir mi, özelliklerinin oluşturduğu kişi sevilmeden? Ya da insanın sevmediğimiz özellikleri o insanı sevdiğimiz için göz ardı edilebilir mi?

 Bu tam benim bir şeyler anlattığım bir yazı olmadı. Metroda otururken yansımamdan kendimi gördüm ve bugün güzel görünüyorum diye düşündüm, dikkatli bakana kadar. Tişörtüm ütülü değildi, pantolonumda leke vardı, bağcığım çözülmüştü, montum yamuk duruyordu... O an düşünmeye başladım işte. Beğenilerin çeşitleri vardı herkesin zevkinin farklı olmasından kaynaklanan ama tek bir noktada perspektifimi genişletemedim daha fazla. Parça mı bütün mü?

Küçük bir dipnot: İkinci paragrafta bütünü güzel bir eser örneği olarak Monet'i kullanacaktım aslında (bir ressam) ama yeni edindiğim bir bilgi bunu engelledi: monet ingilizce argoda uzaktan güzel, çekici görünün ama yakından bir şeye benzemeyen kişiler için kullanılıyormuş :)

Yorumlar

Popüler Yayınlar