Ana içeriğe atla

Nitelikli

I missed it

The river inside me once surged with unyielding force its waters wild and restless, breaking through every dam I reacted with the fury of storms, with the tenderness of melting ice I was a flame that burned too bright, too loud, mad with feeling, dizzy with the chaos of love and pain Every moment was a tempest I trembled, I laughed, I wept without shame I lived inside the very edges of madness, because to feel less was unthinkable But that river has run dry not by choice, not by will, but by countless silences swallowed whole, by countless touches that never reached, by countless words that turned away The warmth was squeezed out slowly like light fading through cracked glass and what remains is the cold stillness of stone There is no longer a storm inside me, no eruption, no thunder, even the smallest joys fall like rain on dust, unable to awaken what has been sealed away Love too has become a ghost, a distant echo barely remembered, not because it was lost but because it was never tr...

Çocuksu insanlar

Çocuksu olmak ruhunu korumaktır. Bu karanlık ve çivisi çıkmış dünyada hayaller kurabilmektir. Herkesin empati ve duygulardan yoksun olduğu anda duygularını gösterebilmek, karşısındaki kişiye seni anlamaya çalışıyorum diyebilmektir. Saklamadan yaşamaktır aslında. Duygularını, düşüncelerini içine atarak çok yaşayamaz insan, kendi kendini kemirir. Mesela çocukluğunda kendini açıklama fırsatı verilmemiş insanlar büyüdüklerinde bunu yaparken çok zorlanır ve denediklerinde ağlayabilirler bile. Hislerini içinde yaşamak insan için çok büyük bir yüktür ama birçok kişi de dışarıya yansıtmayı seçmez. Belki tecrübeleri gereği belki de hiç onlara izin verilmediği için. Çocuksu insanlar (çocuk ruhlu insanlar) bunun yükünü bilirler ve duygularından kaçmazlar, sizin de kaçmanızı istemezler. Diğer insanlara korkutucu gelebilir bu davranışları, hatta hayatta ciddi bir şey yaşamadıkları, hayatın gerçekleriyle karşılaşmadıkları ve belki de hiç acı çekmedikleri için böyle çocukça(!) davrandıkları düşünülebilir. Fark burada ortaya çıkar bence. Çocuksu insanlar hiçbir şeyi tecrübe etmemiş, gerçeklerle yüzleşmemiş veya acı çekmemiş insanlar değillerdir. Aksine gerçekten acı çektiklerinde neler yaşadıklarını unutmadıkları için (hatta belki bu durumlarda yalnız kalmışlardır) diğer insanların acısını -ve yalnızlığını- hafifletmek isterler. Dünyanın hala tamamen kötü bir yer olmadığını hatırlatmak isterler bize.

Kalbimizle bağlantımızı kesen tecrübeler sonucu hepimizin duygusuz birer robota dönüşmeye başladığı şu dünyada hala hissedebilen ve hissettirmeye çalışan birileri olduğu sürece umudun da var olduğuna inanıyorum ben.

NOT: Tecrübelerin bizler için ne kadar geliştirici olduğunu düşünsem ve tecrübelere önem versem bile kalbimi kapatmalarına asla izin vermem.

Yorumlar

Popüler Yayınlar